Mide Kanseri
Mide kanseri, mide iç yüzeyini döşeyen hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkan ve ülkemizde sık görülen sindirim sistemi tümörlerinden biridir. Çoğunlukla mide mukozasındaki bez hücrelerinden köken aldığı için olguların büyük bölümü adenokarsinom tipindedir. Hastalık erken evrede çoğu zaman belirgin şikâyet vermediği için tanı sıklıkla ilerlemiş evrelerde konur; bu da düzenli takibin ve risk altındaki kişilerde dikkatin önemini artırır.
Hastalığın gelişiminde Helicobacter pylori enfeksiyonu, kronik atrofik gastrit, tuzlu ve tütsülenmiş besinlerden zengin beslenme, sigara kullanımı, obezite ve ailesel yatkınlık gibi etkenler rol oynar. Erken dönemde hazımsızlık, mide bölgesinde dolgunluk, iştahsızlık ve hafif bulantı gibi silik belirtiler görülürken; ilerleyen dönemde istemsiz kilo kaybı, yutma güçlüğü, kansızlık, kan kusma veya siyah dışkılama gibi daha belirgin bulgular ortaya çıkabilir.
Tanıda en değerli yöntem, mideyi doğrudan görüntüleyen ve şüpheli alanlardan biyopsi alınmasını sağlayan endoskopidir. Hastalığın yaygınlığını belirlemek (evreleme) için bilgisayarlı tomografi, endoskopik ultrasonografi ve gerektiğinde PET-BT kullanılır. Alınan biyopsi örneğinde HER2 başta olmak üzere moleküler belirteçlerin incelenmesi, tedavi seçeneklerinin kişiye özel planlanmasında belirleyici rol oynar.
Mide kanserinin tedavisi hastalığın evresine göre şekillenir ve genellikle çok disiplinli bir yaklaşımla yürütülür. Erken ve lokal ileri evrelerde ameliyat öncesi ve sonrası uygulanan kemoterapi tedavinin başarısını artırırken; ileri ve metastatik evrelerde tıbbi onkolojinin yürüttüğü sistemik tedaviler ön plana çıkar. Bu tedaviler arasında kemoterapi, HER2 pozitif tümörlerde hedefe yönelik akıllı ilaçlar ve uygun hastalarda bağışıklık sistemini harekete geçiren immünoterapiler yer alır.
Tıbbi onkoloji uzmanı olarak yaklaşımımız, her hastanın tümör tipini, genetik ve moleküler özelliklerini, genel sağlık durumunu ve beklentilerini birlikte değerlendirerek bireysel bir tedavi planı oluşturmaktır. Tedavi sürecinde yalnızca hastalığı kontrol altına almak değil, aynı zamanda yan etkileri en aza indirmek, beslenme ve yaşam kalitesini korumak da hedeflerimiz arasındadır. Düzenli takip, tedaviye yanıtın izlenmesi ve gerektiğinde planın güncellenmesiyle hastalarımıza kesintisiz bir destek sunmayı amaçlarız.
Bu tedavi süreciyle ilgili ikinci bir görüş almak ister misiniz?
Prof. Dr. Doğan Uncu ile iletişime geçerek size özel tedavi planlaması hakkında detaylı bilgi alabilirsiniz.