Meme kanseri, meme dokusundaki süt bezleri ve kanallarını döşeyen hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla gelişir ve kadınlarda en sık görülen kanser türüdür; nadiren erkeklerde de ortaya çıkabilir. Erken tanı ve tedavideki gelişmeler sayesinde, günümüzde meme kanseri en yüksek tedavi başarısına ulaşılan kanserlerden biridir. Hastalığın farklı biyolojik alt tipleri bulunması, tedavinin tümüyle kişiye özel planlanmasını gerektirir.

Risk etkenleri arasında ileri yaş, ailesel ve genetik yatkınlık (örneğin BRCA gen değişiklikleri), hormonal etkenler, ilk adetin erken, menopozun geç olması, doğum yapmamış olmak, obezite ve alkol kullanımı sayılabilir. En sık belirti memede ele gelen sertlik ya da kitledir; ancak meme cildinde değişiklik, meme başında çekilme veya akıntı, koltuk altında şişlik gibi bulgular da görülebilir. Düzenli kendi kendine muayene ve tarama mamografisi erken tanıda büyük önem taşır.

Tanı, muayene ve görüntüleme (mamografi, ultrasonografi, gerektiğinde MR) bulgularının ardından alınan biyopsi ile kesinleşir. Biyopsi örneğinde hormon reseptörleri (östrojen ve progesteron), HER2 durumu ve hücre bölünme hızı incelenir. Bu değerlendirme, tümörün hormona duyarlı, HER2 pozitif ya da üçlü negatif alt tiplerden hangisine ait olduğunu belirleyerek tedavi planının temelini oluşturur.

Tedavi, hastalığın evresine ve alt tipine göre cerrahi, radyoterapi ve sistemik tedavilerin uygun biçimde bir araya getirilmesiyle yürütülür. Tıbbi onkolojinin yönettiği sistemik tedaviler arasında kemoterapi, hormon reseptörü pozitif tümörlerde hormon (endokrin) tedavisi, HER2 pozitif tümörlerde hedefe yönelik akıllı ilaçlar ve özellikle üçlü negatif alt tipte giderek artan biçimde immünoterapi yer alır. Bu tedaviler ameliyat öncesinde, sonrasında ya da ileri evrede uygulanabilir.

Meme kanseri, doğru alt tip tayini ve kişiye özel planlama ile yüksek başarı oranlarına ulaşılan bir hastalıktır. Tıbbi onkoloji uzmanı olarak, cerrahi ve radyasyon onkolojisi ekipleriyle birlikte her hasta için en uygun tedavi sıralamasını belirleriz. Tedavi süresince yan etkilerin yönetimi, kemik sağlığının korunması, doğurganlık konularının değerlendirilmesi ve psikolojik destek ile hastalarımızın yalnızca hastalığını değil, yaşamlarının tümünü gözeten bütüncül bir bakım sunmayı amaçlarız.

Bu tedavi süreciyle ilgili ikinci bir görüş almak ister misiniz?

Prof. Dr. Doğan Uncu ile iletişime geçerek size özel tedavi planlaması hakkında detaylı bilgi alabilirsiniz.